Son iki üç haftadır bir mezuniyet çılgınlığı başladı ki sormayın…
Kreş mezuniyetinden başlayıp okul hayatının her kademesi için düzenlenen bu törenlerin eleştirdiğimiz noktası eğitimin bir parçası olmaktan çıkıp tamamen bir şov gösterisine dönüşmesi.
Kullanılan kostümlerin çocukların gençlerin yaşlarının çok üstünde olması saçların abartılı yapılıp bir de on yaş üstü makyaj eklenince çocuklarımız acınacak hale geliyor.
Hele bir de kostümlü gösterileri varsa eyvah eyvah! Geçen gün bir arkadaşım bahsetti dudağım uçukladı resmen. Bir anaokulu mezuniyeti için kız öğrencilerin elbisesi bilim bakalım kaç lira? Dört bin. Yanlış duymadınız bir sahne kostümü sadece dört bin, bunun ayakkabısı saçı başı derken altı bini buluyor. Bu çok ciddi bir rakam gerçekten de.
Bu gün sosyal medya da bir velinin isyanı diye bir yazı okudum. Zavallı kadın isyan etmekte de çok haklıydı bence. Çocuğunun biri anasınıfından, biri ilkokuldan biri de ortaokuldan mezun oluyormuş bu sene. Öğretmeneler konsept kostümler hazırlamışlar mecbur almamız lazım çocuğum arkadaşlarının arasında dışlansın istemiyorum ama benim bunlara ayıracak bütçem yok o yüzden erkenden köye gittik, diyor. Bu durumun çocukların üzerinde yaşattığı psikolojiyi düşünmek lazım…
Bu konuda yetkililerin bir tedbir alıp yaptırım uygulaması mı gerekli mutlaka?
Aslında bir öğretmenin de bunları düşünmesi gerekmez mi? Tamam sene sonu etkinlikleri kapsamında bir eğlence düzenlenebilir, çocuklara kep attırılabilir bu çok abartılmadan çocukların eğelenmesini sağlayarak da yapılabilir.
Kusura bakmayın da meslektaşlarım belki bana kızacak ama öğretmenlerin bazıları da maalesef şu sosyal paylaşım zincirine kendini kaptırmış durumda. Sadece öğrencilerini değil kendilerini de hallerden hallere koyuyorlar. Bir öğretmenden başka her şey oluveriyorlar sahnede.
Velilerin ellerinde kameralar, telefonlar, oradan oraya koşturuyorlar, en iyi açıyı yakalamak için birbirleriyle yarışıyorlar. Dersiniz çocuklarının düğünündeler.
Onlar bu gereksiz detaylar üzerinde bu kadar çaba harcayacaklarına oturup çocuklarıyla iki satır kitap okusalar daha makbule geçer aslında.
Kamuoyunda öyle bir yargı oluştu ki öğretmenlerin sosyal paylaşımları ne kadar iyi olursa o kadar iyi öğretmendir, diye. E şimdi şovmen ruhu taşımayan meslektaşlarımız iyi öğretemem değil mi?
Bizler öğrencilerimizin her şeyiyle ilgilenmeleriyiz, onlara yük olacak hiçbir şeyi omuzlarına yüklememeliyiz. Çocuktur bu her şeyi ister de yapar da ona rehber olacak bizleriz. Veliler de ister çünkü komşularının çocuklarıyla yarıştıracaklardır mutlaka çocuklarını ama öğretmenler buna alet olmamalı bence.
Bizler çok kutsal ve saygın bir meslek icra ediyoruz. Her şeyi yapmak veya her şey olmak bizimle örtüşmez. Bu çılgınlığı siz başlattınız siz bitirmelisiniz.
Daha anasınıfından mezun olurken prenses kostümleri giydirdiğiniz, prens kostümleri giydirdiğiniz öğrencilerinizin doyumsuz olabileceklerini düşünmeniz lazım.
Gösteriler yapılır tabi ki bu çocuklarımızın yeteneklerini geliştirmeleri ve sosyalleşmeleri için çok önemli ama okullarımız varken özel mekânlar kiralanarak organizasyon şirketleriyle anlaşılarak yapılmasının anlamı ne?
Bazı şeyler her zaman özeldir. Çocuklarımızın yaşlarıyla örtüşecek etkinliklerle, normal günlük kıyafetleriyle de onlara birer anı
bırakabilirsiniz. Bu tür etkinlikleri yaparken aslında hem veliler hem de öğretmenler kendilerini ön plana çıkarmanın derdinde çünkü etkinliklerde görülen bu oluyor maalesef.
Çocuklarımızın çocuk ruhuyla katılacağı, çocukça eğleneceği etkinliklerde buluşmak dileğiyle bir sonraki yazımızda buluşmak üzere sevgi ve huzurla kalın…