Anasayfa     Günün Haberleri     Urfapress Tv     Yazarlar     Foto Galeri     Künye     İletişim  

  20 Eylül 2019

   İşte Urfa'nın Yeni Emniyet Müdürü   İşte Urfa'nın Yeni Emniyet Müdürü   URFA EMNİYET MÜDÜRÜ DEĞİŞTİ   Şanlıurfa Emniyet Müdürü Değişti   Urfa'da Bütün Doktor İzinleri İptal   Urfa'da Bütün Doktor İzinleri İptal   EKREM GERGİNCİ'NİN ACI GÜNÜ   Sosyal Medyada "ACI" Tartışma!   Kuveyt Büyükelçisi Şanlıurfa'da   Mustafa ARISÜT'e Bir Ödül Daha   Mustafa ARISÜT'e Bir Ödül Daha   Şanlıurfa'da Hastanede Yangın Çıktı  

Site İçi Arama

Röportaj

CEVHERİ URFAPRESS'E KONUŞTU

 AK Parti Milletvekili M.Ali Cevheri URFAPRESS.NET muhabiri Necdet Karadeniz'e konuştu.

Anket

URFASPOR TFF 1. LİG'E ÇIKARMI?
EVET
HAYIR
FİKRİM YOK

Günün Manşetleri

İşte Urfa'nın Yeni Emniyet Müdürü

Şanlıurfa Emniyet Müdürü Değişti

Mustafa ARISÜT'e Bir Ödül Daha

İşte Urfa'nın Yeni Emniyet Müdürü

Kuveyt Büyükelçisi Şanlıurfa'da

Urfa'da Bütün Doktor İzinleri İptal

URFA EMNİYET MÜDÜRÜ DEĞİŞTİ

Urfa'da Bütün Doktor İzinleri İptal

Sosyal Medyada "ACI" Tartışma!

Mustafa ARISÜT'e Bir Ödül Daha

Günün Fotoğrafı

Önemli Linkler

Hava Durumu

TOPLUMSAL ÇÖKÜŞ NEDİR?

 

Toplumsal çöküş nedir?


Türkiye, yaklaşık son üç yüz yıldan beri siyasi, ekonomik ve ahlaki bakımdan sürekli bir çöküş yaşamakta. Bu durumun sebep ve sonuçları üzerinde; ciddi manada ve yeteri kadar kafa yorma
dığımız kanaatindeyim.
Türkiye; Tanzimat’la yönünü, Cumhuriyetin ( laikleşme süreciyle) yörüngesini yitirdi. Son on,
on beş yıldır da ruhunu yitirme tehlikesiyle karşı karşıya.

Eğer bir toplum, ruhunu yitirirse, ‘kendisi’ olma vasıflarını da yitirir. Zamanla bütün dayanak ve tutamak noktalarını, bütün zorluklara göğüs germesini mümkün kılan direniş imkânlarını kaybeder. Toplum; kendisini kendisi yapan değerleri yani ruhunu ve bu ruhu tarif eden anlam ve kavram
larındaki yok oluşu fark etmez ise hızla dağılmanın kıyısına gelir ve o zaman yok olmak mukadder hale gelir.

Türk milletinin, yegâne yaşam kaynağı olan İslâm’i değer yargıları ve yaşam tarzı toplum üzerinde etkisini kaybediyor.Bu toplumun çocukları, genç kuşakları, İslâm’ı terk ediyor.
Müslümanca yaşamıyor. Huzuru başka yaşam tarzlarında ve sınırsız özgürlüklerde arayıp ülkesine sahip çıkmıyor ve hatta terk etmeyi planlıyor.

Gençlik; bu toplumun ruhunu oluşturan, tarih yapmasını mümkün kılan İslâmî değerlerini bilmiyor tanımıyor. Oysa bu toplumun İslâm’ı kaybetmesi, toplumsal olarak çözülmesi, ortak paydalarını yitirmesi; parçalanmanın eşiğine sürüklenmesi ve tarihten silinmesi demektir !
Toplumun hiçbir kesim ve hiçbir sosyal biriminde Kuran-i manada islam bilinmemekte ve yaşanmamaktadır. Faiz, tefecilik, ahdinde durmamak, vadesinde borç ödememek, kul hakkını gasp etmek; sıradan (hatta mubah) davranış haline gelmiş durumdadır. ’’Komşusu açken tok yatan bizden değildir’’ diyen bir peygamberin müntesipleri olmamıza rağmen , komşudan bir selamı bile esirgemekte ; ‘’kul hakkı’’ gasp etmenin ‘’cinlik’’ olduğunu düşünen çok sayıda insan yetiştirmek
teyiz…

TOPLUM, RUHUNU YİTİRİRSE, YERİNE BİR ŞEY KOYAMAZSINIZ…

Peki; toplumun ruhunu yitirdiğini gösteren göstergeler nelerdir?
Bu kötü gidiş; başta insani, ekonomik ilişkiler, sosyokültürel ilişkiler ve mimari yapıda kendisini bir sürü örneklerle göstermekte.Sözde bu toplum yıllardan beri dindar kesimler tarafından yönetilmektedir. Bu güne kadar ülkenin yönünü ve yörüngesini bulması ve doğrultması konusunda
ne yapıldı?
-Türkiye, Menderes’le ve Özal’la yönünü buldu ama yörüngesini yitirdi.

-Ak Parti’yle birlikte yörüngesini de buldu lakin kıblesini yitirdi.

Bunun en somut örneği başörtüsü mücadelesidir. Başörtüsü mücadelesi kazanıldı lakin tesettür
kaybedildi. ’’Devlet malı deniz yemeyen…’’ (inkar kokan) vecizesini dilimizden ve uygulamalarımız
dan eksik etmedik.
Maddi büyümelerin kuralları ve manevi temelleri olmazsa bu büyümeler toplumsal felaketle sonlanır. Türkiye, ekonomik olarak büyüdü ama manevî olarak (entelektüel ve kültürel olarak, eğitim, dürüst ticari ilişkiler ve şehircilik alanlarında) aynı şey gerçekleştirilemedi?

Bir toplum, maddî olarak ne kadar büyürse büyüsün, manevî olarak köklü hamleler yapamıyorsa sonunda çözülmesi, çürümesi ve çökmesi kaçınılmazdır.

Toplum siyaseten veya ekonomik olarak değil ruhen çöktüğü zaman devlet kaybedilir. Türkiye’yi yönetmek iddiasında olanların bu ülkeye vermeleri gereken önemli şey manevî (islami, kültürel ve ahlâkî) atılım ve gelişme olmalıydı!

Çözüm önerisiz tenkit ; tahripkar etki yapar!
Hep tenkit yapılarak bir yere varılamayacağının da bilinmesi lazım. Çıkış yolları önererek ciddî muhasebeler yapalım. Üzerinde kafa yormamız gereken sorular şunlardır:
-Ekonomik ve fizik olarak büyüdük lakin sosyal, kültürel olarak neden geriledik ve insani değerlerimizi neden kaybettik?
-Siyaseten ve ekonomik olarak kazanmakla beraber manevî olarak kaybetmekte olduğumuz genç nesilleri heder ettiğimiz hakikatini niçin göremedik?
-Bu kaybedişi nasıl durdurur ve mevcutları(belki) nasıl geri kazanabiliriz?
Bu temel sorunların çözümüne ciddi ve kollektif olarak kafa yormanın zamanı geçmekte.
İlk yapılması gereken şey; bilinçli, dindar ve medeni aile yapısını ihya etmektir. Sağlam bir aile yapısı olmazsa; aile terbiyesi ve ‘’kul hakkı’’ kültürü verilemeyen genç nesillerin temel değer yargılarının gelişmesini sağlamak çok da kolay olmayacaktır. Bunun ana kaynağı aile ortamlarıdır.
‘’İnsani değerler ağırlıklı’’ yeni MİLLİ EĞİTİM seferberliğine ihtiyacımız olduğunu herkesin düşünmesi; acilen bu yolda çaba sarf edilmesi gereklidir. Milli eğitimin çok önemli ciddi ve hayati bir iş olduğu herkesin malumudur. Teneffüs süresinin ders süresinden uzun olduğu ders sayısının az ders muhtevası ve müfredatlarının boş olduğu uygulamalarla geleceği yönetecek nesillerin yetiştirilemeyeceğinin bilinmesi gereklidir.

Bu mesele sadece ülkemizin değil bölgemizin ve insanlığın geleceğiyle ilgili köklü felsefî bir meseledir.
Bütün dünya insanlığı benzer sorunlardan şikayetçi ve toplumlar benzer hastalıklarla mefluç değil mi?

Ekleme Tarihi: 04 Temmuz 2019 07:40

Yazarın Diğer Yazıları İçin

Yorum Ekle

Yazdır

Flash Haber

Urfa'da Bütün Doktor İzinleri İptal

 ABD ile Suriye'de güvenli bölgenin oluşturulması için kurulan 'Birleşik Müşterek Harekat Merkezi'nin Akçakale'de kurulmasının ardından kentte siyasi ve askeri hareketlilik sürüyor.

Köşe Yazarları

Mustafa ARISÜT

 

Ali ÇİZMECİOĞLU

 

Hüseyin GÜZEL

 

Osman Ataman BİNER

 

Belgin Turan SATICI

 

Yusuf AKTAŞOĞLU

 

GÜLSÜM MUNAR

 

Müslüm AKTÜRK

 

Ahin GÜNEŞ

 

H.İbrahim TORU

 

Abuzer AKBIYIK

 

İbrahim TORU

 

Halil ÇİNİ

 

Op.Dr.Yusuf Vehbi OCAK

 

Mahmut MANCI

 

İsmail MUTLU

 

İsmail ARSLAN

 

Ayten DOĞAN

 

Halil SAVAŞ

 

İmam Hüseyin SAVAŞ

 

Murat Şahin ŞAHANOĞLU

 

Adullah R.ELÇİ

 

Halil ÇAKIR

 

Metin ŞENAY

 

Mehmet CANBEYLİ

 

Mehmet YALÇIN

 

DENEME

 

DENEME

 

DENEME

 

DENEME

 

DENEME

 

DENEME

 

DENEME

 

DENEME

 

DENEME

 

DENEME

 

DENEME

 

DENEME

 

DENEME

 

DENEME

 

Anasayfa     Günün Haberleri     Sitene Ekle     Urfapress Tv     Yazarlar     Foto Galeri     Künye     İletişim  

  20 Eylül 2019