Olay, 29 Mart’ta Şanlıurfa’nın Siverek ilçesinde meydana geldi.
İddiaya göre, hakkında tutuklama kararı bulunan T.K., yakalandıktan sonra gözaltına alındığı sırada işkenceye maruz kaldı. Olayın ardından, Şanlıurfa Barosu’na bağlı avukat Sabri Güngen, T.K.’nın yaşadığı işkenceleri belgelemek için olay yerine gitti. Ancak burada, Güngen’in de darp edildiği iddia edildi.
ŞANLIURFA BAROSU’NDAN BASIN AÇIKLAMASI
Bugün, Şanlıurfa Barosu tarafından Av. Sabri Güngen için Siverek Adliyesi önünde bir basın açıklaması düzenlendi. Açıklamaya, Baro Başkanı Av. Abdullah Öncel, yönetim kurulu üyeleri, ilçe temsilcisi ve çok sayıda avukat katıldı.
Açıklamayı grup adına Başkan Av. Abdullah Öncel yaptı.
Öncel bu olayla ilgili bir rapor hazırladıklarını ve raporu kamuoyuyla paylaşacaklarını belirtti. Öncel, bu tür saldırıların, savunma hakkı ve adil yargılanma ilkesine yönelik büyük bir tehdit oluşturduğunu belirtti.
ÖNCEL: ADİL YARGILANMA İLKELERİNE YÖNELİK AÇIK BİR TEHDİTTİR
Öncel’in açıklaması şu şekilde:
“Tacittin Kalgi isimli yurttaş gözaltına alınırken kolluk tarafından işkence ve kötü muameleye uğramıştır. Zorunlu müdafilik kapsamında kendisi için görevlendirilen meslektaşımız Avukat Sabri Güngen, müvekkili Tacittin Kalgı'nın herkese açık Siverek adliyesi koridorlarında tutulduğu esnada gözaltında uğradığı darptan kaynaklı yüzünde oluşmuş morlukları, ters kelepçe uygulamasını, maruz kaldığı işkenceyi ve kötü muameleyi belgelemek amacıyla şahsın fotoğrafını çektiği sırada, kolluk personeli tarafından darp edilmiştir. Aynı zamanda mağdurun yakalandığı evde iki kişinin ev içinde hem de Tacittin Kalgi gözaltına alındıktan sonra işkence ve kötü muameleye uğradığı iddia edilmektedir. Yaşanan olay sebebiyle baromuz insan hakları merkezi rapor hazırlamış olup, bu raporu kamuoyu ile paylaşacağız. Yakalanan vatandaşımız ve meslektaşımıza yapılan bu saldırı her bir yurttaşa, savunma hakkına ve adil yargılanma ilkelerine yönelik açık bir tehdittir. Bu tehdidin, vatandaşın güven ve huzurunu korumakla mükellef olan kolluk personelince gerçekleştirilmiş olması ise çok daha vahimdir.
HUKUK DEVLETİ GİTTİ, POLİS DEVLETİ GELDİ
İlgili kolluk hakkında suç duyurusunda bulunulmuş olup halihazırda ne gözaltına alınan, ne de açığa alınan kimse bulunmaktadır. Adliye koridorlarında, mahkeme kapısı ve kameralar önünde gerçekleşen bu hadise, Anayasasında hukuk devleti olarak tanımlanan ülkemizin polis devletine dönüştüğünü ortaya koyması açısından ibret vericidir. Hukuk devleti gitti, polis devleti geldi; hukukçuların yerini işkenceci polisler, kanunların yerini joplar aldı.
SALDIRIYA UĞRAMASI, SİNDİRİLMEYE ÇALIŞILMASI ASLA KABUL EDİLEMEZ
Yurttaşa yönelik işkencenin fotoğraflarla ve bizzat mahkeme tespitiyle belgelendirildiği, kanunun kendisine vermiş olduğu savunma görevini yerine getiren avukatın fiziksel saldırılarla sindirilmeye çalışıldığı somut olayda soruşturmanın etkin bir şekilde yürütülmemesi başka hukuksuzluklara da kapı aralayacaktır. Anayasayı ve yasaları çiğnemenin hiçbir yaptırımının olmadığını fark eden işkenceci bir polisin hukuksuzlukta sınır tanımayacağını, en temel hak olan yaşam hakkı da dahil tüm hak ve özgürlükleri ilk fırsatta ihlal edeceğini unutmamalıyız. Nitekim tarih bunun sayısız örnekleriyle doludur. Avukatlar iş ve işlemlerin hukuka uygunluğu için çabalarken, işkence ve kötü muameleyi engellemeye çalışırken avukata sopa göstermek haddi değildir. Avukatların işkence ve kötü muameleye,suzluğa boyun eğdiği, bu keyfiliği kabullendiği görülmedi ve görülmeyecek. Bir avukatın, görevini yerine getirirken kanun tanımayan kolluk kuvvetleri tarafından saldırıya uğraması, sindirilmeye çalışılması asla kabul edilemez.
SÜRECİN TAKİPÇİSİ OLACAĞIMIZI KAMUOYUNA SAYGIYLA DUYURURUZ
Şanlıurfa Barosu ve Özgürlük İçin Hukukçular Derneği olarak olayda mağdur olduğu fotoğraflar, raporlar ve mahkeme heyetinin duruşma tutanağına yansıyan tespitiyle sabit olan Tacettin Kalgı'ya yönelik işkence iddialarının etkin bir şekilde soruşturulmasının, meslektaşımız avukat Sabri Güngen'e yönelik darp eylemine karışan tüm kolluk görevlilerinin tespit edilerek idari ve cezai müeyyidelere tabi tutulmalarının, adları İşkence ve kötü muamele iddialarına karışmış bu şahısların devletin şerefli makamlarında halen bulunuyor olmaları bu makamlara hakaret olacağından şahısların tedbiren görevden uzaklaştırılmalarının, işkenceye ve avukatlara yönelik şiddete karşı etkin mücadele edilmesinin, bağımsız ve adil yargılama hakkının güvence altına alınmasının, yetkili makamların görev ve sorumluluklarında olduğunu buradan bir kez daha yüzlerine söylüyoruz. Hiçbir meslektaşımız ve yurttaşımız yalnız değildir. Hukukun ve insan haklarının korunması için sürecin takipçisi olacağımızı kamuoyuna saygıyla duyururuz.”
Kaynak: HABER MERKEZİ