|
En kıymetlilerimiz!
Sevgili Okurlarım,
Okulların açılmasıyla velilerin ve öğrencilerin tutumlarını biraz gözlemlemek istedim bu yazıyı yazmak için. Tabii ki bu, sadece bir köşe yazısıyla sınırlandırılacak bir konu değil; zaman zaman aynı konuyu farklı yönleriyle ele almamız gerekir. Konu en kıymetlilerimiz, evlatlarımız!
Okul ve aile, bir çocuğun hayatında birbirini tamamlayan iki temel unsurdur. Hepimizin ortak amacı, evde ve okulda tutarlı bir ortam yaratarak çocuklarımızın hem akademik hem de sosyal ve duygusal açıdan potansiyellerine ulaşmalarına destek olmaktır.
Çocukların kendilerini güvende hissetmelerinin ilk şartı düzendir. Çocuk, günlük yaşamında tamamen düzenli bir hayat sürmelidir. Yeterli uyku, dengeli beslenme ve belirli çalışma saatleri; çocuğun okuldaki odaklanmasını ve genel enerjisini doğrudan etkiler. Bunu sağlayacak olanlar da velilerimizdir. Maalesef hangi veliyle konuşsam çocuğunun geç uyuduğundan, elinden telefonu bırakmadığından şikâyetçi. Kıymetli veliler; öğretmenler bunların yanlış olduğu konusunda onları uyarır ancak çocuk evde sizinle yaşadığı için bunu kontrol altında tutmak da sizin görevinizdir.
Çocuklarımızın başarısını sadece alınan notlarla ölçmek yerine; çocuğun gösterdiği çabayı, sorumluluk üstlenme becerisini ve sosyal çevresindeki ilişkilerini sağlıklı yürütebilmesini takdir etmek, onun psikolojik sağlamlığını güçlendirir. Burada da şöyle bir sorun var: Evde hiçbir şeyin sorumluluğunu üstlenmemiş, hayatı hep kolaylaştırılmış, "el bebek gül bebek" deyip şımartılmış bir çocuğun okul sürecinde yaşayacağı disiplin ve sosyal iletişim sorunlarının sebebi de onları gözünden bile sakınan ailesinden başkası değildir. Hayatı tanımasına müsaade etmediğiniz evladınızı, okulla birlikte sosyal bir hayatın merkezine oturtuyorsunuz. Böyle olunca çocuklar kendilerini ve duygularını rahatça ifade edemiyor, tepkilerini kabul görmeyen şekillerde veriyorlar bu sefer.
Diğer bir sorun, kendi çocuğunuzun sadece olumlu yönlerini görüp törpülenmesi gereken yönlerini görmezden gelmenizdir. Siz kabul etseniz de etmeseniz de o sorun hep var olacaktır. Eğer öğretmen ve rehberlik servisleriyle iş birliğine giderek ortak alınan kararlara evde de uyulmasını sağlarsanız sonuçta sizin çocuğunuz kazanacaktır. Aksi hâlde sorunlar, katmerlene katmerlene çözülemez bir hâl alacaktır.
Çocuklarımıza nasihat vermek yerine, onlara kazandırılmasını istediğiniz davranışı sizin de yapmanız lazım. Telefonda ya da televizyonda çok uzun süre vakit geçirmelerinden şikâyetçiyseniz bunu sizin de yapmamanız gerekir. Ailece yapılan sohbetlerle, çeşitli etkinliklerle onların boş zamanlarını verimli geçirmelerini sağlayabilirsiniz.
Özellikle kitap okuma konusunda hem öğretmenlerin hem de anne babaların çocuklara doğru örnek olması, en önemli konulardan biri. Okuma saatinde kitap okumayan bir öğretmenin veya çocuğuna "Kitap oku!" diyen anne babanın kendisinin televizyon seyretmesi sözlerini ne kadar etkili kılar ki?
Başta da dediğim gibi bu konu, sürekli çeşitli yönleriyle gündemimde kalacak hassaslıkta.
Umarım çocuklarımız; hem evlerinde hem de okullarında gerekli düzenin sağlandığı, sevgi ve hoşgörüyle yaklaşıldığı sağlıklı ortamlarda bu serüvenlerini tamamlarlar.
Bir sonraki yazımızda buluşmak dileğiyle, Sevgi ve huzurla kalın.
|