VAKİT GELMİŞTİR

03 Haziran 2026 04:52

URFAPRESS yazarı İmam Hüseyin SAVAŞ'ın kaleminden: 

Vakit Gelmiştir

Sultan II. Abdulhamit Han ile Birleşik Krallık arasında 1878 yılında imzalanan Kıbrıs Sözleşmesi ile adanın yönetimi İngilizlere geçince Kıbrıs’taki Türkler için zulüm yılları başlamıştı… 1917 yılında Lefkoşa’da dünyaya gelen Alparslan TÜRKEŞ ortaokuldan mezun olduktan sonra esarete daha fazla dayanamamış ve asker olup önce Kıbrıs, sonra tüm esir Türk yurtlarını özgürlüğe kavuşturmak hayaliyle Türkiye’ye geldi.
Aradan 93 yıl geçti; Esir Türklerin özgürlük vakti daha gelmedi mi?

Yazar Nihal Atsız, Üsteğmen Türkeş ve diğer Türkçüler, 1944’de Turancılık suçlamasıyla, tabutluk hücrelerinde ağır işkencelerden geçti, tırnakları söküldü, Türk ülkesinde Türkçü olmak suçundan (!) hapis cezasına çarptırıldılar.
Turan’ın kurulma vakti daha gelmedi mi?

Siyasetin yozlaşması, dinin siyasete alet edilmesi üzerine, 1960’da Albay Alparslan Türkeş radyodan bir anons yaparak gerçek demokratik ve milliyetçi bir yönetim için çalışacaklarını bildirmişti.
Milliyetçi Türkiye’nin vakti daha gelmedi mi?

Hindistan sürgününden dönen emekli asker Alparslan Türkeş, Türk milletine daha müreffeh bir hayat sunabilmek amacıyla, 1963’te Huzur ve Yükseliş Derneğini kurdu.
Huzurlu bir şekilde yükselmenin vakti daha gelmedi mi?

Cumhuriyetçi Köylü Millet Partisinde siyasi yaşamına başlayan genel başkan Alparslan Türkeş, partinin adını değiştirerek Milliyetçi Hareket Partisi, amblemini de üç hilal yaptı.
Tarım kentleri projesini hayata geçirmenin vakti daha gelmedi mi?

“Başbuğ nerede, biz oradayız” şeklinde slogan atan ülkücü gençlere hitaben yaptığı konuşmada; “asıl siz neredeyseniz, ben de orada oldum, olacağım” diyen Başbuğ Alparslan Türkeş hürriyetçilik ve şahsiyetçiliği işaret etmişti.
Hürriyetçi ve şahsiyetçi olmanın vakti daha gelmedi mi?

Bingöl Belediye Başkanı iken apocular tarafından ailesiyle birlikte şehit edilen ülküdaşımız Hikmet Tekin’in saldırıdan yara almadan kurtulan yeğeni Selma Dopdoğru travmayı atlatamadı ve 41 yıl boyunca hiç konuşmadan yaşadıktan sonra 2020’de vefat etti.
Konuşmanın ve sözümüzü yükseltmenin vakti daha gelmedi mi?

Urfa, Antep, Diyarbakır, Mardin, Bitlis, Van, Hakkari, Tunceli, Elazığ, Siirt, Batman, Ağrı, Iğdır, Şırnak, Muş, Erzincan, Kars, Erzurum, Malatya gibi doğu ve güneydoğu illerinde apocular / pkk’lı alçak teröristler tarafından yüzlerce ülküdaşımız katledildi. Arkalarında gözüyaşlı eşler, yetim çocuklar, acılı aileler bıraktılar.
pkk’nın kökünün kazınması, ülküdaşlarımızın şehadetlerinin tanınması ve şehit çocuklarının yaralarına merhem olabilmek için güçlü devlet olmanın vakti daha gelmedi mi?

Gümrüklerden kaçakçılık, rüşvet ve adam kayırmayı kaldırdığı için mafya liderleri tarafından hedef tahtasına konularak hain dev-sol tetikçilerine ihale edilen şehit Bakanımız Gün Sazak’ın “temiz sınır, temiz ülke” ülküsünü gerçekleştirmek için,
Ülkücü bakanların görev almasının vakti daha gelmedi mi?

Beynini Ruslara satmış hainler tarafından kurulan tkp/ml-tikko terör örgütü tarafından Ümraniye’de işkence ile katledilen Salih Uluğ, Ömer Bayraktar, Cevat Koca, Bahri Bilge ve Sinan Koca başta olmak üzere ülke genelinde yüzlerce ülkücü işçi ve memur sol örgütlerce şehit edildi.
Kökü dışarıda olan tüm zararlı fikir akımlarını bitirmek ve gelecek nesillere tertemiz bir ülke bırakmak için sendikalarımızın millileşmesinin vakti daha gelmedi mi?

Son dönemlerde bazı belediyeler rüşvet, soygun, taciz ve tecavüz olaylarıyla anılır oldu.
Belediyelere devletin disiplin, ciddiyet ve vakarını yansıtmak için ülkücü belediye başkanları görevlendirmenin vakti daha gelmedi mi?

Eğitim sistemindeki yanlışlıklar, ailelerin ekonomik sıkıntıları, milli ve manevi değerlerin içinin boşalmış olması, cezasızlık algısı gibi sebeplerden dolayı uyuşturucu, kumar ve diğer zararlı alışkanlıkların pençesine düşmüş milyonlarca gencimiz var.
Gençliği kışın okulda, yazın kamplarında teorik ve pratik eğitimlerden geçirerek tam donanımlı idealist bir nesli yeniden yetiştirmenin vakti daha gelmedi mi?

Yabancı kültürlerin etkisi altında kalarak yapılan ve Türk’ün özüne çok uzak kalan müzik parçaları, televizyon dizileri, gündüz kuşağı programları, filmler iyice yozlaşmamıza sebep olmaktadır.
Halk ozanlarını sahneye çıkarmanın, türküleri yeniden sevdirmenin, aile dizileri yapmanın, Türk töresini ve İslam ahlakını yansıtan filmler yapmanın vakti daha gelmedi mi?

Geldi…
Vakti geldi de, geçiyor bile…

Onlarca partiye, yüzlerce vakıf ve derneğe dağılmış Türk milliyetçisi ve ülkücüler tarihin şahıslarına yüklediği kutlu misyonu hatırlayarak tek yürek olmalıdır.
Şehit cenazelerinde yapılan intikam yeminleri, şehit çocuklarına verilen sözler, Başbuğ Türleş’in emirleri, hayatı çalınan ülkücü mahkumların prangaları, okulunu, işini, geleceğini, gözünü, kolunu, bacağını ve hatta aklını kaybetmiş ülküdaşlarımızın sinelerine akıttığı gözyaşları hatırlanmalıdır.

Başbuğ Türkeş ve önden gidenlerin attığı tohumlar yeşermiş, birer çınar olmuştur.
Yapılan bütün anketlerde Türk milliyetçisi / ülkücülerin toplam oyları yüzde 25 - 30 civarındadır.
Bu fırsat iyi değerlendirilmeli, parçalara ayrılarak yok olmak yerine, birleşerek iktidar olmak için ayrılık gayrılık bitmelidir. Aramızdaki ayrık otları temizlenmelidir.

Vakit gelmiştir.
Demir tavında dövülmelidir.
Esir Türk yurtlarının umudu, geri bırakılmış soydaşlarımızın hayali, torunlarımızın geleceği için ülkülerimizi gerçekleştirmenin vakti gelmiştir.