“Biz Demiştik” Dememek İçin…

11 Mayıs 2026 12:59

URFAPRESS.NET Yazarı Deniz TATLI yazdı.İşte o köşe yazısı: 










“Biz Demiştik” Dememek İçin…

Bazı kararlar vardır…
İmzayı atan için sadece bir evraktır.
Ama sonucunu çocuklar yaşar.

Bugün konuşulan konu, Koç Ortaokulu’nun Muhammed Cihangir Çubukçu Anadolu Lisesi binasına taşınması.
Belki masa başında bakıldığında mantıklı bir çözüm gibi duruyordur.
Belki “bir şey olmaz” deniliyordur.

Ama bu ülkede en büyük pişmanlıkların çoğu, tam da bu cümleyle başlamadı mı?

“Bir şey olmaz…”

Ta ki bir gün bir olay yaşanana kadar.

Sonra herkes aynı cümleyi kuruyor:
“Keşke önceden düşünülseydi.”
“Keşke bu risk alınmasaydı.”
“Keşke biri uyarsaydı.”

Bugün o uyarı yapılıyor.

Çünkü ortaokul çocuğu ile lise öğrencisi aynı dünyanın insanı değildir.
Biri hâlâ çocuk…
Diğeri artık gençliğin sert eşiğinde.

Aradaki yaş farkı sadece sayı değildir;
davranış farkıdır, psikolojik farktır, güvenlik farkıdır.

Bir ortaokul öğrencisinin kendini baskı altında hissetmesi için bazen tek bir bakış yeterlidir.
Tek bir korku, bir çocuğun okuldan soğumasına yeter.
Tek bir olay, yıllarca unutulmayacak bir iz bırakabilir.

Üstelik daha çok yakın zamanda Şanlıurfa’da ve Kahramanmaraş’ta yaşanan olaylar hâlâ hafızalardayken…

Bugün insanların korkusu abartı değil.
Bugün velilerin itirazı inat değil.
Bugün öğretmenlerin endişesi gereksiz değil.

Çünkü herkes aynı şeyi düşünüyor:
“Ya bir şey olursa?”

İşte bazı sorular vardır ki, cevabı yaşandıktan sonra verilmez.

O yüzden mesele siyaset değil.
Mesele bina değil.

Mesele prosedür hiç değil.
Mesele, çocukların güvenliği konusunda alınacak riskin sonucunda bir gün
kimsenin çıkıp:

“Biz demiştik…”
demek zorunda kalmamasıdır.

Çünkü bazı cümleler vardır…
Söylendiğinde artık her şey için çok geçtir.



 

 




Bazı kararlar vardır…
İmzayı atan için sadece bir evraktır.
Ama sonucunu çocuklar yaşar.

Bugün konuşulan konu, Koç Ortaokulu’nun Muhammed Cihangir Çubukçu Anadolu Lisesi binasına taşınması.
Belki masa başında bakıldığında mantıklı bir çözüm gibi duruyordur.
Belki “bir şey olmaz” deniliyordur.

Ama bu ülkede en büyük pişmanlıkların çoğu, tam da bu cümleyle başlamadı mı?

“Bir şey olmaz…”

Ta ki bir gün bir olay yaşanana kadar.

Sonra herkes aynı cümleyi kuruyor:
“Keşke önceden düşünülseydi.”
“Keşke bu risk alınmasaydı.”
“Keşke biri uyarsaydı.”

Bugün o uyarı yapılıyor.

Çünkü ortaokul çocuğu ile lise öğrencisi aynı dünyanın insanı değildir.
Biri hâlâ çocuk…
Diğeri artık gençliğin sert eşiğinde.

Aradaki yaş farkı sadece sayı değildir;
davranış farkıdır, psikolojik farktır, güvenlik farkıdır.

Bir ortaokul öğrencisinin kendini baskı altında hissetmesi için bazen tek bir bakış yeterlidir.
Tek bir korku, bir çocuğun okuldan soğumasına yeter.
Tek bir olay, yıllarca unutulmayacak bir iz bırakabilir.

Üstelik daha çok yakın zamanda Şanlıurfa’da ve Kahramanmaraş’ta yaşanan olaylar hâlâ hafızalardayken…

Bugün insanların korkusu abartı değil.
Bugün velilerin itirazı inat değil.
Bugün öğretmenlerin endişesi gereksiz değil.

Çünkü herkes aynı şeyi düşünüyor:
“Ya bir şey olursa?”

İşte bazı sorular vardır ki, cevabı yaşandıktan sonra verilmez.

O yüzden mesele siyaset değil.
Mesele bina değil.

Mesele prosedür hiç değil.
Mesele, çocukların güvenliği konusunda alınacak riskin sonucunda bir gün
kimsenin çıkıp:

“Biz demiştik…”
demek zorunda kalmamasıdır.

Çünkü bazı cümleler vardır…
Söylendiğinde artık her şey için çok geçtir.














Bazı kararlar vardır…
İmzayı atan için sadece bir evraktır.
Ama sonucunu çocuklar yaşar.

Bugün konuşulan konu, Koç Ortaokulu’nun Muhammed Cihangir Çubukçu Anadolu Lisesi binasına taşınması.
Belki masa başında bakıldığında mantıklı bir çözüm gibi duruyordur.
Belki “bir şey olmaz” deniliyordur.

Ama bu ülkede en büyük pişmanlıkların çoğu, tam da bu cümleyle başlamadı mı?

“Bir şey olmaz…”

Ta ki bir gün bir olay yaşanana kadar.

Sonra herkes aynı cümleyi kuruyor:
“Keşke önceden düşünülseydi.”
“Keşke bu risk alınmasaydı.”
“Keşke biri uyarsaydı.”

Bugün o uyarı yapılıyor.

Çünkü ortaokul çocuğu ile lise öğrencisi aynı dünyanın insanı değildir.
Biri hâlâ çocuk…
Diğeri artık gençliğin sert eşiğinde.

Aradaki yaş farkı sadece sayı değildir;
davranış farkıdır, psikolojik farktır, güvenlik farkıdır.

Bir ortaokul öğrencisinin kendini baskı altında hissetmesi için bazen tek bir bakış yeterlidir.
Tek bir korku, bir çocuğun okuldan soğumasına yeter.
Tek bir olay, yıllarca unutulmayacak bir iz bırakabilir.

Üstelik daha çok yakın zamanda Şanlıurfa’da ve Kahramanmaraş’ta yaşanan olaylar hâlâ hafızalardayken…

Bugün insanların korkusu abartı değil.
Bugün velilerin itirazı inat değil.
Bugün öğretmenlerin endişesi gereksiz değil.

Çünkü herkes aynı şeyi düşünüyor:
“Ya bir şey olursa?”

İşte bazı sorular vardır ki, cevabı yaşandıktan sonra verilmez.

O yüzden mesele siyaset değil.
Mesele bina değil.

Mesele prosedür hiç değil.
Mesele, çocukların güvenliği konusunda alınacak riskin sonucunda bir gün
kimsenin çıkıp:

“Biz demiştik…”
demek zorunda kalmamasıdır.

Çünkü bazı cümleler vardır…
Söylendiğinde artık her şey için çok geçtir.



 

 




Bazı kararlar vardır…
İmzayı atan için sadece bir evraktır.
Ama sonucunu çocuklar yaşar.

Bugün konuşulan konu, Koç Ortaokulu’nun Muhammed Cihangir Çubukçu Anadolu Lisesi binasına taşınması.
Belki masa başında bakıldığında mantıklı bir çözüm gibi duruyordur.
Belki “bir şey olmaz” deniliyordur.

Ama bu ülkede en büyük pişmanlıkların çoğu, tam da bu cümleyle başlamadı mı?

“Bir şey olmaz…”

Ta ki bir gün bir olay yaşanana kadar.

Sonra herkes aynı cümleyi kuruyor:
“Keşke önceden düşünülseydi.”
“Keşke bu risk alınmasaydı.”
“Keşke biri uyarsaydı.”

Bugün o uyarı yapılıyor.

Çünkü ortaokul çocuğu ile lise öğrencisi aynı dünyanın insanı değildir.
Biri hâlâ çocuk…
Diğeri artık gençliğin sert eşiğinde.

Aradaki yaş farkı sadece sayı değildir;
davranış farkıdır, psikolojik farktır, güvenlik farkıdır.

Bir ortaokul öğrencisinin kendini baskı altında hissetmesi için bazen tek bir bakış yeterlidir.
Tek bir korku, bir çocuğun okuldan soğumasına yeter.
Tek bir olay, yıllarca unutulmayacak bir iz bırakabilir.

Üstelik daha çok yakın zamanda Şanlıurfa’da ve Kahramanmaraş’ta yaşanan olaylar hâlâ hafızalardayken…

Bugün insanların korkusu abartı değil.
Bugün velilerin itirazı inat değil.
Bugün öğretmenlerin endişesi gereksiz değil.

Çünkü herkes aynı şeyi düşünüyor:
“Ya bir şey olursa?”

İşte bazı sorular vardır ki, cevabı yaşandıktan sonra verilmez.

O yüzden mesele siyaset değil.
Mesele bina değil.

Mesele prosedür hiç değil.
Mesele, çocukların güvenliği konusunda alınacak riskin sonucunda bir gün
kimsenin çıkıp:

“Biz demiştik…”
demek zorunda kalmamasıdır.

Çünkü bazı cümleler vardır…
Söylendiğinde artık her şey için çok geçtir.